KEŞAPKÖŞE YAZILARIManşetSON DAKİKA

Cahit Akdoğan Yazdı; Keşap Felaketten Döndü, Şimdi Tedbir Zamanı

Keşap’ta yaşanan selin ardından artık sadece yaşananları değil, bir sonraki sele ne kadar hazır olduğumuzu konuşmalıyız.
DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta’nın açıklaması bu açıdan önemli.
Balta, Keşap Havzası’na metrekareye yaklaşık 58 kilogram yağış düştüğünü, taşkından birkaç gün önce yapılan dere temizliği ve mevcut taşkın koruma çalışmaları sayesinde daha büyük bir afetin önlendiğini söyledi.
Bu açıklama bize önemli bir gerçeği gösteriyor:
Dere temizliği, taşkınla mücadelede hayati önem taşıyor.
Ancak burada başka bir soru ortaya çıkıyor.
Keşap’ta bir noktada sel suları taşkın koruma duvarını aştı.
Peki yağmur 20 dakika daha şiddetli yağsaydı ne olacaktı?
Belki bugün çok daha büyük bir felaketi konuşuyor olacaktık.
Yetkililerden edindiğim bilgilere göre Keşap’ta tedbir amaçlı yeni çalışmaların en kısa zamanda başlatılması planlanıyor. Suyun Keşap merkeze taşmasını önlemek ve hızını azaltmak amacıyla dere yatağına enine yapılar yapılması üzerinde duruluyor.
Bu çalışmalar önemli.
Ama şu soruyu da sormalıyız:
Mevcut taşkın koruma yapılarının mühendislik hesapları, bugün karşılaştığımız yağışlara göre yeniden değerlendirilmeli mi?
Bence mutlaka değerlendirilmeli.
Üstelik bu soru sadece Keşap için geçerli değil.
Duroğlu’nda da benzer bir tablo yaşandı.
Karayolları tarafından yapılan menfezde sular taşarak Duroğlu’nun içine girdi.
Giresun’un birçok yerinde de menfezlerin tıkanması nedeniyle taşkınlar yaşandı, yollar kapandı ve ciddi zararlar meydana geldi.
O halde DSİ, Karayolları ve İl Özel İdaresi’nin yaptığı menfezler de tek tek gözden geçirilmeli; kapasitesi yetersiz olan, konumu veya yapısı nedeniyle risk oluşturan noktalar tespit edilerek gerekli düzenlemeler yapılmalı.
Burada menfezlerin gelen suyu taşımaya yeterli olup olmadığı, projedeki hesapların bugünkü yağış şartlarına uygunluğu ve varsa tıkanma gibi sorunların da teknik olarak incelenmesi gerekiyor.
Peşinen “mühendislik hatası var” demek doğru olmaz.
Ama taşkın yapılarının görevini yerine getirip getirmediğini sorgulamak da bizim hakkımız.
Bir de işin vatandaş tarafı var.
Fındık döneminde bahçelerden kestiğimiz dalları ve diğer atıkları bazen dere yataklarına, menfezlerin çevresine veya yol kenarlarına bırakıyoruz.
Yağmurla birlikte bunlar sürükleniyor, su geçişlerini tıkıyor ve taşkınlara neden olabiliyor. Özellikle köy yollarında yaşanan bazı taşkınlarda bu tıkanmaların da etkisi olduğu görülüyor.
Dere yatağı çöp yeri değildir.
Kurumlar gerekli denetimleri yapmalı, kurallara uymayanlara karşı caydırıcı tedbirler alınmalı. Vatandaş da yurttaşlık görevini yerine getirmeli.
Çünkü taşkınla mücadele sadece devletin değil, hepimizin görevi.
Keşap’ta birkaç gün önce yapılan dere temizliği büyük bir afeti önlemiş olabilir.
Duroğlu’nda ise bir menfezden taşan su yerleşim alanına girdi.
İki olay da bize aynı şeyi söylüyor:
Eksikleri zamanında görmeli ve gerekeni sel gelmeden yapmalıyız.
Duvar yeterli mi?
Menfez yeterli mi?
Mühendislik hesapları bugün yaşanan yağışlara göre hâlâ geçerli mi?
Bunların yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.
Çünkü Keşap bu kez felaketten döndü.
Bir sonraki yağışta “Keşke” dememek için bugün harekete geçmek zorundayız.
Sel geldi, gücünü gösterdi ve gitti.
Şimdi sıra bizde.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.