Kimileri muhalif bir yazar olarak görüyor.
Kimileri de iktidara yaranmaya çalışan bir yazar olarak değerlendiriyor.
Kimileri ise tarafsız, haksızlık karşısında susmayan ve doğru bildiğini dile getirmekten çekinmeyen bir gazeteci olarak görüyor.
Bu değerlendirmelere cevabım açık:
Geçmişte ortaya koyduğum tavra ve gündeme taşıdığım konulara baksınlar.
Haksızlıkların karşısında oldum.
Yolsuzluk iddialarını, kamu malının yanlış kullanılmasını, israfı, mesai kurallarına uyulmamasını ve aksayan kamu hizmetlerini gündeme taşıdım. Toplumun farklı alanlarındaki sorunlara da dikkat çektim.
Derse girmediği halde ek ders ücreti alan ve personele yönelik saldırı olayıyla gündeme gelen vali yardımcısını; makam odalarının arkasına banyo yaptıran müdürleri; valilik tuvaletlerine müzik sistemi konulmasını ve kamu aracının mesai dışında kullanılmasını yazdım.
Bu konuların birçoğunda daha sonra yanlıştan vazgeçildi. Banyolar kaldırıldı, müzik uygulamasına son verildi, ek ders uygulaması sona erdi, kamu aracının gece ve hafta sonu kullanımına son verildi.
Kimseye düşmanlık yapmadım.
Kamu adına soru sordum, yanlış gördüğümü dile getirdim.
Kamuoyunda çokça konuşulan bazı kamu kuruluşlarına yönelik fatura şişirme iddialarını, silah ruhsatları ve bunlarla bağlantılı bağış tartışmalarını da gündeme taşıdım. Kısa sürede mal varlığını artırdığı, daire ve arsalara sahip olduğu, lüks araçlar kullandığı yönünde iddialar bulunan bazı yetkili memurlarla ilgili kamuoyunun merak ettiği soruları sordum.
Kokarca mücadelesinin daha erken başlaması gerektiğini, fındık üreticisinin sorunlarını, turizmdeki eksiklikleri ve Giresunlu bürokratların daha fazla görev alması gerektiğini de gündeme getirdim.
Memur emeklilerine verilmeyen seyyanen zammı ve emeklilerin yaşadığı gelir kaybını da eleştirdim.
Ama sadece eleştirmedim.
İlimizde sağlık, Milli Eğitim ve bazı alanlardaki başarılı hizmetleri de takdir ettim. İl Özel İdaresi’ni eleştirdiğim halde Kulakkaya yolundaki çalışmaları da övdüm.
Belediyenin doğru yaptığı işleri söyledim, yanlış gördüğüm işlerini de eleştirdim.
Belediye Başkanını üniversiteye arazi tahsisi konusunda eleştirdim, Giresun Kalesi’ne mescit kazandırılması yönündeki çalışmalarını ise takdir ettim.
Üniversiteye katkıları ve çalışmaları nedeniyle rektörü “Sıradışı Rektör” başlıklı yazımla takdir ettim.
Vali Mustafa Koç’un yönetim anlayışını, başarılı çalışmalarını ve Giresun için bir şans olduğunu ifade ettim.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın Giresun’a yönelik çalışmalarını da “Giresun’a Bakan Eli Değdi” başlığıyla gündeme getirdim.
Muhalif diyorlarsa kabul ediyorum.
Yapılan güzel işleri takdir ettiğim için iktidardan yana olduğumu söylüyorlarsa, onu da kabul ediyorum.
Ama ölçüm belli:
Kim yaptı diye bakmam.
Ne yaptı diye bakarım.
Başarılıysa takdir ederim.
Vatandaşa hizmet ediyorsa hakkını teslim ederim.
Yanlış yapıyorsa, kamu hizmetini aksatıyorsa bunu da dile getiririm.
Kamu malına zarar veriliyorsa, Beytülmale el uzatılıyorsa karşısında dururum.
Tarafım belli.
Haktan yana.
Hakikatten yana.
Doğrudan yana.
Giresun’dan yana.
Türkiye’den yana.
Cahit Akdoğan Yazdı; Kimin Tarafındayım?
0
5

5
