SON DAKİKA!

Döglet ile Uygun

Bir halk hikâyesi vardir, Giresun’da: Döglet ile Uygun. Köyün birinde ihtiyar bir amca varmis; gelininden baska yaninda kimsesi yokmus. Oglu vatan ugruna sehitlik mertebesine ulasmis, kizlari da irak köylere gelin gitmis. Her köylü gibi o da geçimini kendi yaginda kavrulacak kadar ekip, hayvanlarini beslermis.

Ihtiyar amcani gel zaman git zaman çalisani olmayinca paraya sikismis. Amcanin bir çift öküzü varmis; öküzlerden birinin adi Döglet digerinin adi ise Uygunmus. Sikintidan kurtulmak için öküzlerden birini satmaya karar vermis; ama hangi öküzü satacagina tam olarak karar verememis. Gelinine “Kizim biliyorsun paraya ihtiyacimiz var, öküzlerden birini satmaya karar verdim; ama öküzlerden hangisini satacagima karar veremedim. Ben Uygun’u satmayi düsünüyorum: Senin fikrin nedir?” demis. Gelin “Baba Döglet’i satalim demis.”  Amca, “ Olur mu kizim demis o bizim her seyimiz en iyi öküzümüz; Döglet hiç satilir mi?” demis. Gelin ise tereddütsüz, bir tavirla “ Olur babacigim, Uygun’u satarsak Döglet bir ise yaramaz, Döglet’i satarsak Uygun elimizde olur. Uygunluk nerdeyse Döglet orda olur.” demis. Amca da Döglet’i satmaya karar vermis.

Kapitalist sistem islemeye basladigindan beri çikar sahipleri ikinci ve üçüncü dünya devletlerinin uygunluklarini istemez. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bagimsiz oldugu günden bugüne,  uygunlugu hep tehdit altinda olmustur. Ülkemize de baktigimizda etnik yapi, din, mezhep, düsünce ve felsefe olarak farkliliklarin bir arada yasamaya çalistigi bir toplumdur. Bu çesitliligin içinde bir fitne yaratmak zor olmayacaktir.

Aziz Nesin’in belirttigi üzere yurttaslarimiz “Çal sazi oynasin, ver gazi durmasin!” kisiligine uygun yapidadir. Sazi iyi çalabilen veya gaza iyi basan liderler bugün halkin gönlünde efsanelesmis isimlerdir. Bugünkü politikacilarimiz da halka iyi gaz veren, yeri geldiginde oynatmasini bilmektedir. Gaz ve saz düsüncesi halkin kendini gerçeklestirmesine izin vermemektedir. Farkliliklara verilen gaz kargasaya yol açmaktadir.

Türkiye Cumhuriyeti kuruldugundan beri çikan isyanlar genellikle din veya etnik kökenli olmustur. Veya dis güçler tarafindan din ve etnik kökeni farkli olan yurttaslarimiz kullanilarak ülkemizde isyanlar bas göstermistir.

Anadolu halkinin inançlari ugruna yapamayacagi bir sey yoktur. Inancimizin temelini din olusturmaktadir ki; dinimiz Kur’an-i Kerim ayetleri ve Hz. Muhammed’in yasantisiyla felsefesini ortaya koymustur. Var olan felsefe varken felsefe içinde felsefe yaparak toplumu bölmenin anlami yoktur; var olan felsefeyi gelistirmek vardir.  Serefesinde müslüman olmayip ezan okuyan, minberde müslüman olmayip hutbe veren,  ihramini giymis caminin içi dolmadan disinda namaz kildirmaya çalisan bir imamin pesinde halkimiz ilahi duygulariyla namaz kilmaktadir. Ilginçtir ki bu imamlar arkasinda namaz kilmayanlara müslüman degildir diyebilmektedirler. Eski camii yikip yerine yeni cami yapip ibadethaneyi ve ibadeti modernlestirdiklerini düsünmektedirler. Bu düsünce gençlerimizi dinden sogutmaya baslamis, dini gruplara bagli gençlerin de birçogu, islamin güzelliklerini görmeden hocalarinin yorumlarini benimseyerek islami yasadiklarini düsünmektedirler. Insan üzerinde büyük etkisi olan din; bölünmelerin, çatismalarin sebeplerinde ilk sirayi almaya baslamistir.

Bugünkü türban sorunu halk arasinda bir uçurum yaratmistir. Türbanlilar tarafindan türbansiz olanlar dinsiz veya kafir ilan edilecektir; türbansizlar tarafindan da türbanlilar seriatçi, dinci, gerici olarak nitelendirilecektir. Bu söylemleri söylemeyecek insan samanliktaki igne gibidir. Sokakta, üniversitede, mahallede hatta evin içinde bu kutuplasmalar kendisini göstermektedir.

Anadolu’da demokrasi diye bagiran etnik gruplar, gelecegini göremeyen birkaç ismin pesine düsmüsler; bu kisilerin hangi iç ve dis güçlerle baglantilari oldugu bilinmektedir. Agalar ve devletin çatismasinda olan halka olmaktadir.

Bir toplumda farkli düsüncelerin bir arada olmasi yeni sentezlerin ortaya çikmasina, yeni sentezlerin olusmasi toplumun yeni bir tez çatisi altinda gelisimine ve ilerlemesine neden olacaktir. Lakin bu düsüncenin gerçeklesmesi kendini gerçeklestirmis topluluklarin davranisi olarak kabul edilebilir. Köhne düsüncelere sahip kisiler, topluluklar, dis unsurlar bu farkliliklari kullanmaya; köhne düsüncelerin takipçisi halk da bu farkliliklar arasinda kendi farkliligini ön plana çikarmak için çalismaktadir. Onun içindir ki her farklilik kullanilmaya, bir kargasa ortasinda kendisini bulmaya hazirdir. Unutulmamalidir ki farkliliklari kontrolsüz sentezleyip bir birine karistirsak ortaya siyah renk çikar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.