SON DAKİKA!

ÇAR SOHBET GRUBU KURMUS

Mahkemenin sonucunu bekledigi gece hücresinden alindi. Ölüm karari yüzüne karsi okundu. Papaz günah çikarttirdi. Gözleri kapali olarak bir direge baglanip, müfreze karsisina geçirildi. emrini beklerken gerçek karar bildirildi kendisine… Aslinda mahkeme 8 yil hapis vermis, Çar bunu 4 yila indirmisti; ama ona ders olsun diye böyle bir gösteri planlanmisti. Böylece “ölüm”le tanisti; oysa bu sefil oyunda asil kesfettigi sey, yasam”di. Stefan Zweig a göre 4 yil sonra yarali parmaklarindan zincirleri çikardiklari zaman sagligi bozulmus, söhreti uçup gitmisti, ama kirik dökük bedeninden her zamankinden daha parlak fiskiran tek bir sey vardi.

Yasama sevinci…

Durumu en iyi anlatan cümle Nietzsche nindir:

“Hayati kaybetmenin kiyisina yaklasanlar, onu daha iyi tanirlar”………..

Dostoyevski nin hayatini degistiren bu yasanmis gerçek olay, sizlere neler animsatir, neleri önemsetir hatirlatir bilemem ama bana göre hepimizin hayatinda mutlaka karsilastigimiz buna benzer kritik olaylari iyi irdelememiz ve anlamamiz açisindan çok da manidar buldugum bir durum süphesiz, Yasam aslinda buradaki olayda da altinin kalin bir sekilde çizildigi üzere çok önemli ve güzel bir sey… Bizler bunu fark etmesek de ya da farkinda olsak bile hakkini verecek sekilde idrak edemesek de çok güzel gerçekten…

Idrak edememekte dedim evet. Aynen öyle, idrak edemiyoruz maalesef… Hayati yasamayi, karnimizi doyurmaktan, maça gitmek, ganyan oynayip at yarisi seyretmekten, ya da televizyonun karsisina geçip falanca diziyi izlemekten, aksam yatip uyuyup sonrada sabah kalkip ise gitmekten ibaret sayan, çogunlukta ki bizlere sesleniyorum…

Yüce Yaradan’in bizlere sundugu ve etrafimizda yani basimizda durdugu halde farkinda bile olmadigimiz binlerce nimetlerden, güzelliklerden, tabiatdan, kuslar, çiçekler böceklerden bahsediyorum. Simdi söyleyin bunlardan ne kadar haberdarsiniz? Erguvanlarin hangi renkte oldugunu, hangi mevsimde açip hangi mevsimde soldugunu bilir misiniz? Ya da sümbüllerin, Menekselerin, Açelyalarin, Papatyalarin, Lale lerin, rengini mevsimini? Lale dedim de aklima geldi, bazen belediye baskanlarini fütursuzca elestiriyorlar ya hani? Milletin parasini çiçege böcege döküyorlar karrrdesimm diye, bence Allah Razi olsun demek lazim… Onlarda olmasa hepten farkinda olamayacagiz bu saydigim seylerden.

Bak laf lafi açiyor gördünüz mü?

Belediye Baskanlari dedim aklima parklar geldi… Sahi en son ne zaman bir parka gittiniz? Ne zaman bir bankta oturdunuz? Hayatinizda hiç hayvanat bahçesine yolunuz düstü mü? Ya da bilerek siz yolunuzu düsürdünüz mü? En son ne zaman bir kediyi ya da köpegi sevdiniz? Bende ne kadar lüzumsuz seyler sorup duruyorum degil mi? Simdi bana mi düstü bunlari sormak baska isin yok mu yahu aaaa diyorsunuzdur belki de. Ya da demagoji yaptigimi falan… Diyomusunuz gerçekten bunu bu satirlari okurken bana, yoksa sizlerde farkinda olmaga basladiniz mi neleri ihmal ettiginizin? Umarim ikinci seçenegi düsünüyorsunuzdur… Ve umarim farkina varmaga idrak etmege baslamissinizdir.

Soganin kafasina yumrugu indirip ortadan bölmenin, domatesi üzerine tuz döküp(bütün lezzetini gideren biçakla kesip dogramadan, biçagin sagda çatalin solda olup olmadigi gereksizligini hiç sallamadan, falanca ne der filanca bana mi bakiyor gibi saçmaliklari hiç önemsemeden) elinizle isirarak yemenin keyfini bir tatsaydiniz emin olun bana çok hak verirdiniz. Kim bilir belki de bunlari geçmiste fazlasiyla yasamis ve tatmissinizdir… Eger öyleyse insallah eski günleri hatirlamaniza vesile olmustur bu yazi. Iste bende bunu demege çalisiyorum o mutlu ve her seyin farkinda oldugunuz günleri hatirlamanizi… Hani komsunuz Kadriye ablanin pisirdigi Tarhana çorbasinin tadini, bakkal Mehmet amcanin verdigi gofretin sevincini, ev önünde kolu komsu birlikte içilen çaylarin demini ve en önemlisi o paylastigimiz bereketli günleri…

Her hafta bir komsuda toplanip sadece Cumartesi geceleri yayinlanan ve büyük bir merakla heyecanla beklenen sonrada hep beraber keyifle seyredilen Televizyonda Türk sinemasini. Hani Hulusi Kentmen in komiser Nubar Terziyanin bahçivan Rahmetli Sami Hazinsesin, Cevat Kurtulusun evin hizmetçisi oldugu görselde siyah beyaz ama gerçekte rengarenk olan güzel ve mutlu günleri…

Iste hayatin farkinda olmak keyfini çikarmak ve bir o kadarda önemlisi birbirimizin farkinda olarak yasamak. Simdiki günlük kosusturmalara yasam sekli ve tarzina gidisata insan iliskilerine bakiyorum da bunlardan tek bir eser bile yok… Her sey unutulmus ya da unutulmaga baslamis. Ne kadar aci degilmi? Kimse kimsenin farkinda bile degil, hatta birakin onu kendi kendisinin farkinda bile degil çogu zaman… Otomatige baglanmis bir yasam sekli ve heyecansiz duygusuz paylasimsiz bir gidisat ve hareketlilik hali. Eve gir sokaga çik ise git… Hepsi bundan ibaret. Çevreden etraftan her türlü güzelliklerden bir haber bir sekilde hem de.

Sahi ayni katta oturdugunuz karsi komsunuzun adi neydi?

Hosça ve dostça kalmaniz dileklerimle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.