SON DAKİKA!

Kel Basa SImsir Tarak

Ahmet Gürsoy adindaki vatandas, kendisine yönelttigim, “KIVIRMA HOCA! EVET mi? HAYIR mi?” sorusana; verecek CEVAP BULAMAYIP, KÖSEYE SIKISIP KALINCA… Bu kez SAHSIMI hedef tahtasina oturtup, “Hakaretten sabikali kisiye” diye; üslup ve seviye düzeyi oldukça düsük, kalitesiz çirkef bir yazi döktürmüs…
Beni, “SÜMÜKLÜ” diye tarif ederken; kendisinin agzindan SALYALAR aktiginin farkinda degil galiba…
O yaziyi ben; egitim camiasina, sözde bir egitimciye yakistiramadigim için, Ahmet Gürsoy’a, artik “HOCA” diye hitap etmeyi uygun görmüyorum…
*    *    *   
Bu arada, Istanbul’da yasayan bir ögretmen emeklisinin de, Gürsoy’dan asagi kalir yani yok.Yasindan basindan hiç utanmadan; sazan gibi ortaya atlayiverdi.Emme basma tulumba gibi Gürsoy’un, “Eli öpülesi bir üniversite hocasi” oldugundan dem vurup, kendince sahsimi soru yagmuruna tutmus:
“- Sen nesin? Kimsin? Neyin nesisin? Sana o kalemi kim verdi?”
Beni gözünde, yeni yetme biri olarak hayal ve tasvir etmis olmali ki,  kompozisyon türü yazisinin sonuna, “Yumurtadan yeni çikan civcivler, horoz oldum diye ötmeye yeltenir” diye ekleyivermis…
*    *    *
Aslinda kendimden sözetmeyi hiç sevmem ama… Köpeksiz köyde gezintiye çiktigini zannedenlere, kisaca kendimi tanitmak zorunda kaldim…
Birincisi…
Ben geçimimi bu yolla saglarken; Ahmet Gürsoy, Espiye Güneyköy’de ilkokul ögretmeniydi…
Ahmet Gürsoy, seviyesi düsük yazisinin bir çok yerinde sahsimin, “Basin yoluyla hakaretten sabikali gazeteci” olduguna vurgu yapip, mal bulmus magribi misali, papagan gibi tekrarlayip durmus….
Yazmadan önce, Adli Sicil Kaydimi isteseydi, kendisine seve seve verirdim…
BILGI SAHIBI OLUNMADAN; FIKIR SAHIBI OLUNMAZ.
Bu yüzden, eksik biraktigi kisimlari ben tamamlayayim:
Basin yoluyla hakaretten ilk sabikami alinca; “BEN SIMDI SABIKALIYIM (MI?)” diye baslik atip, tam 15 (Onbes) yil önce ben kendimi; kendim yazmistim…
Geldigimiz noktada bugün; Ahmet Gürsoy’un, benim 15 yil, yani çeyrek asir gerimde kaldigi sonucu ortaya çikiyor…
Hatta ben, basin yoluyla hakaretten sabika almadan önce… Bir yazimdan dolayi, “Toplumu kiskirtmak, toplumda infial  uyandirmak” iddiasiyla, TUTUKLANDIM… Giresun Cezaevi’nde 10 gün yattim… Krallar gibi de agirlandim…
Cezaevinden tahliye oldugum gün,  degerli Avukatim Ersin Bozali, o tatli tebessümüyle bana aynen sunu söylemistir:
“-Sezgin, artik sen simdi gazeteci oldun. Bizim toplumda, Cezaevine girmeyen gazeteciyi; gazeteciden saymazlar.”
*    *    *
Gürsoy,  benim için, “O hakaretten sabikali kisi. Bir degil, birkaç kere sabikali” diye yeterli bilgiyle donanmadan,  çalakalem sallayivermis… Dogrusu sudur:
Ben bir dönem, 20 dolayinda basin davasindan yargilandim… Çogundan BERAAT edip KAZANDIM…
Ancaaaaaaak…. Yerel Mahkeme’de, aleyhime sonuçlananlar ki, 7-8 tanedir; bu noktada bir AYRINTIYA DIKKAT çekmek istedirim:
Nedir o?
“Basin yoluyla adiyen hakaret suçundan cezalandirildigi ancak, KARARIN TEMYIZ EDILMEYEREK KESINLESTIGI…” hükmü yazar orada…
Yasal hakkimi kullanip niye TEMYIZ ETMEDIM?
Çünkü, dava konulari, bana göre eften püftendi. Önemsemedim. En önemlisi ortada YÜZ KIZARTICI SUÇ YOKTU!
Kaldi ki, aradan 15 yil geçmis. Benim sabika kaydimi sildirme hakkimin yasal süresi fazlasiyla dolmus. Hatta bir ara niyetlendim. Sonra, “Ne gerek var? Kalsin öyle” diye VAZGEÇEN de BENIM…
Benim Adli Sicil Kaydim, Sabikam… Ahmet Gürsoy’u,, fazla rahatsiz ediyorsa, etmisse; VEKALET VEREYIM GIDIP SILDIRSIN!
Anlasildi mi?!
*     *     *
Simdi de ÖNEMSEYIP, CIDDIYE ALDIGIM; YERELDE KAYBEDIP, TEMYIZDE KAZANDIGIM DAVALARDAN sadece BIR TANESINI ANLATAYIM:
DÖNEMIN GIRESUN VALISI…Devletin kaynaklarini çar-çur ederken, savas baslatip, “AYAGA KALK VALI!”  diye basliklar atip, haber ve köse yazilari yazan BEN’dim..
(Ahmet Gürsoy, o tarihlerde Hakkari Semdinli’de, Ilkokul Ögretmeni olarak görev yaptigi için bilmemesini anlayisla karsiliyorum. Umarim simdi ÖGRENMISTIR.)
Derken,  biz Dönemin Valisi ile Mahkemelik olduk… Yapilan Yargilama sonunda YERELDE KAYBETTIM; TEMYIZ’de KAZANDIM…
TEMYIZ kararinin teblig edildigi günün aksami, Konutu’ndan kendisine telefonla ulasip, simdi ne düsündügünü sordum:
“- TAMAM SEN KAZANDIN AMA; BENIM VICDANIM RAHAT. BASKA YORUM YAPMAYACAGIM” demisti…
Olayin Adli boyutunu, hukuki boyutunu yakin vadede yasadigim bir örnekle kapatmak istiyorum:
Bundan bir kaç yil önce, bir isim geregi gittigim Adliye’de,  evraklarim arasinda, SABIKA KAYDIMI INCELEYEN CUMHURIYET SAVCISI SASKINLIGINI GIZLEMEYIP; NE DEMISTI  BILIYOR MUSUNUZ?
“ – BU MEMLEKETTE  GAZETECILIK YAPMAK BAYAGI ZORMUS.”
Evet aynen bunu söylemistir..
Ben de, “Evet dogrudur Sayin Savcim” diye karsilik vermistim…
*    *    *
GAZETEYI IYI YÖNETIP – YÖNETEMEDIGIME GELINCE….
Bunu SORGULAMAK, Ahmet Gürsoy’un; hiç ama hiç haddine degildir.!
O, benim gazeteyi – iyi yönetip yönetemedigime bakacagina… O, söyle bir arkasina dönüp, ÖNCE KENDI AKADEMIK KARIYERINE BAKSIN!
O’nun yasindakiler… O’nun emsalleri… Hatta  ondan daha küçük yastakiler…. Akademik basamaklari  teker teker atlayip alanlarinda; DOKTOR, YARDIMCI DOÇENT, DOÇENT, PROFESÖR ünvanini aldilar, aliyorlar…
Ne yazik ki; bizim Ahmet Gürsoy, bir türlü kendini asip, yükselemedi..Akademik kariyer  yapamadi.. Bulundugu yerde çakilip kaldi… Simdilerde, meslek okulu müdürlügü ile idare ediyor…
Kendisine sorun bakalim:
Giresun Üniversitesi Rektör seçiminde oy kullanma hakki var miymis?
Besbinden fazla köse yazisi yazmis olmakla kendince övünür, kendini öyle avutur da… Piyasada, 50 sayfalik, yok satan, korsani basilan bir tane kitabi yoktur…
Kendince, Film çekmekle övünür… Ortada  SINEMALARDA VIZYONA girmis veya girecek bir film göremiyorum…Gören var mi?
Kendisinden övgüyle sözederken, GÖREV ALDIGI ÖNEMLI PROJE’ye BAKINIZ:
“MILLI EGITIM BAKANLIGI 1. GENÇLIK SURASI, BOS ZAMANLARI DEGERLENDIRME KOMISYONU ÜYESI..(1988).”
Kamu’da görev yapan HIZMETLI, SOFÖR vb.,  ayni zamanda DISARIDAN OKUL BITIRIP; SEF, MÜDÜR makam mevkii SAHIBI oldular, oluyorlar  da….  ELI ÖPÜLESI, ÇOK DEGERLI HEMSEHRIMIZ AHMET GÜRSOY, AKADEMIK ALANDA;  Dr., Yard. Doç., Doç., Prof. Ünvanlarindan hiç birini alamadi!
Ben yanarim, yanarim da; buna yanarim… Ben, Ahmet  Gürsoy hemsehrimizin niye Ögretim ÜYESI, Dekan, Rektör Yardimcisi,  Rektör  MERTEBESINE ERISEMEDIGINI ÇOK MERAK EDIYORUM…
AZ – ORTA – IYI DERECEDE KAÇ TANE YABANCI DIL BILDIGINI DE MERAK EDIYORUM…
BILIMSEL ALANDA, AKADEMIK ALANDA;  HANGI DILDE KAÇ TANE ESERI, TÜRKÇE’ye… TÜRKÇE’den, HANGI YABANCI DILE ÇEVIRDIGINI…ÇOK MERAK EDIYORUM….
Madem ki, ELI ÖPÜLESI, KOLAY YETISMEYEN HOCA’sin;…
ISTE, SEN BIZE BUNLARI ANLAT; SAYIN GÜRSOY! Gerisi hikaye…
*    *    *
SIMDI SIKI DUR, SAYIN GÜRSOY….
Gel simdi, egri oturup – dogru konusalim..
Gel,. seninle simdi  bir SIKI BIR IDDIA’ya GIRELIM:
 SEN,  sadece benim sahsima yönelik kaleme aldigin o son köse yazisini, Türk Dili ve Edebiyati Yönü’nden, Imla Kurallari yönünden,  tarafsiz bir KOMISYON’a, “YANLISIM VAR MI?  diye bir INCELETTIR. SINAVA SOK… NETICEDEN HABER VER…
BEN de, diger taraftan  yine ayni o yaziyi ADLI yönden, HUKUKI yönden;  isleme koyup HAKARET  Davasi açsam; çok RAHAT KAZANIRIM…Bu kadar IDDIALI’yim…Hatta  o kadar iddialiyim ki… Sen istedigin sayida AVUKAT tutup davaya katilacaksin… Ben de AVUKATSIZ;  yani TEK BASIMA takip edecegim…. …
BUNA HAZIR MISIN?!
Dur daha bitmedi…Daha, zurnanin zirt dedigi yere gelmedik..
*    *    *
Eger ben seni yanlis anlamamissam; yanlis algilamamissam;  BASIN ÖZGÜRLÜGÜNE, ÇOK AMA ÇOK ÖNEM VERIYORSUN…HATTA, GAZETECI; TOPLUMU ÇOK YAKINDAN ILGILENDIREN, ÇOK ÖNEMLI BIR HABERI ATLAMISSA, GÖRMEMIS, GÖREMEMISSE;…. ADETA KÜPLERE BINIYORSUN. Hatta ve hatta,  BASIN MESLEK AHLAKI’na da  SON DERECE BÜYÜK ÖNEM VERIYORSUN…
Bunda MUTABIK MIYIZ?
“GAZETECILIK – YAZARLIK YASAMI BOYUNCA AHMET GÜRSOY; HEP  -HABER KUTSAL, YORUM HÜRDÜR-  ILKESIYLE HAREKET ETMISTIR, EDECEKTIR…
Bunda da MUTABIK MIYIZ?
“EVET MUTABIKIZ” dedigini DUYAR GIBIYIM…
*     *    *
SIMDI, SENIN IÇIN  ÇOK  GÜZEL, ÇOK SEVECEGIN, ÇOK HOSUNA GIDECEK;  SÜRPRIZ BIR HEDIYE PAKETI (!)  HAZIRLADIM, SAYIN  GÜRSOY…
Ancaaaaaakkk!
Tek bir SARTIM var.. O da su:
Hediye paketini açtiginda, CAYMAYACAKSIN!… CAYMAK ASLA YOOOOK!
Hediye paketini AÇTIGINDA içinden… Giresun’da BOMBA ETKISI UYANDIRACAK DEGERDE  bir BELGE çiktigini GÖRECEKSIN ve YAZACAKSIN! Altina da, “Haber: Ahmet GÜRSOY “ diye babalar gibi IMZANI  ATACAKSIN!
Dur, daha bitmedi…
BELGE’yi HABERE DÖNÜSTÜRDÜKTEN SONRA….Ayrica, bir de KÖSE YAZISI  kaleme alip, BELGE’yi YORUMLAYACAKSIN!
Böylece, “Haber kutsal, yorum hürdür” sloganini, ilkesini de harfiyyen yerine getirmis olacaksin…
Anlastik mi?
Buna da HAZIR misin?
Ben sahsen,  buna hazir olabilecegine hiç ama hiç, IHTIMAL VERMIYORUM.
Ihtimal vermiyorum çünkü, belgedeki ISMI daha görür görmez; yüz ifadesinin eksiyecegini,  daha simdiden tahmin edebiliyorum.
Daha isin basinda yüzü eksiyen biri; yazma cesaretini kendinde görebilir mi?
Nerde o yürek? Nerde o bilek?
Her neyse…
*   *     *
Sayin Gürsoy,  hakkimda yazdigi seviyesiz yaziyi bitirirken “Al a-ha  sana yazi” diye noktalamisti. Ben de simdi  aynen kendisine IADE EDIYOR ve DIYORUM KI;
AL SANA BELGE!
Bu arada, Istanbul’da ögretmen emeklisini de unutmayalim:
AL… SEN DE  AL …. AL SANA DA BELGE!
                         *     *     *
Simdi gelelim sözünü ettigimiz o BELGE’nin içerigine…
O belgenin içeriginde; Giresun Üniversitesi Rektörü’nün aleyhimize açtigi ve yerelde KAYBEDIP , TEMYIZ’de KAZANDIGIM, geçtigimiz günlerde tarafima TEBLIG edilen edilen YÜKSEK MAHKEME KARARI  VARDIR…
       Sazan gibi, baliklama atlayip, SÜRMANSET haber yapma geregi de duymadim, sümenalti etmistim… Tercihimi bu yönde kullanirken de, kimseden emir almadim, almam da…
Kimse de bana telkinde bulunmadi…
Simdi  Sayin Gürsoy’a,  tekrar dönüp sormak isterim. Yüregi, bilegi, kaleminin gücü yetiyorsa çikip cevap versin:
IYI MI YAPMISIM? KÖTÜ MÜ?
Buna da cevap veremeyecekse, ben de derim ki:
Oturun oturdugunuz yerde!
Herkes haddini bilsin!
Herkes kendi isine baksin!
Köpeksiz köy buldunuz da, deyneksiz mi geziyorsunuz? diye de sorarim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.