SON DAKİKA!

MESELE MÜHIM

Bundan önce yazmis oldugum iki yazimda da  daha çok bilgilendirme amaci gütmüstüm. Ancak bu defa gündemde ciddi anlamda yer tutan konularla ilgili kendi fikirlerimi sizlerle paylasmak istiyorum.


Disisleri Bakani Sayin Davutoglu’nun beyanlarindan anlasildigi üzere, Türkiye bütün sorunlarinin üzerine cesaretle giderek, bulundugu bölgeyi kriz yaratmayacak bir bölge haline getirmek istiyor. Gerek Güneydogu Anadolu’da, gerek Kafkaslar’da, gerekse Kibris’ta mevcut sorunlari çözerek önü açik bir Türkiye yaratilmak isteniyor. Bu dogrultuda mevcut iktidar süratle mesafe kat etmeye çalisiyor. Iktidarin bu tavri takdire yarasir bir durum ancak çözüme kavusturulmaya çalisilan bu sorunlar Türkiye’nin en büyük, en ciddi sorunlaridir. Bu sorunlarin çözülmesi halinde ülkenin refah düzeyinin yükselecegi, kaynaklarin gerekli yerlerde kullanilmasi ile ekonominin büyüyecegi ve insanlarimizin gelecege daha güvenle bakabilecegi kesin. Dolayisiyla bu sorunlarin çözülecek olmasina hiç kimsenin bir itirazi olamaz. Ancak ortada bir güven sorunu var. Hükümet daha önceki icraatlarindan sabikali ve toplumun tamamindan güven oyu alabilecek durumda degil. Her ne kadar son seçimlerde % 40 a yakin oranlarda oy almis olsa da bahsi geçen konular bu ülke vatandaslarinin tümünün vicdani rahatlatilarak çözülmeli.
 
Siz bir kalemde, sirf Avrupa Birligi ugruna Kibris’ta esitlik ve bagimsizliktan vazgeçiyorum diyemezsiniz; ya da somut hiçbir sey elde etmeden Ermenistan ile olan sorunlarimizda biz ambargolari kaldiralim,  sinirlari açalim, enerji isbirligine baslayalim diyemezsiniz; ya da Kürt meselesinde sirf sorun çözülsün diyerek dilinizden vazgeçip bu ülkeyi bölünmeye götüremezsiniz. Bende asil güvensizlik yaratan ise hükümetin bütün bu açilimlari Amerika Birlesik Devletleri Baskani’nin Türkiye ziyareti sirasinda sarf ettigi sözler üzerine yapiyor olmasi. “ Hangi istiklal vardir ki yabancilarin tavsiye ve tahlilleri ile yükselsin. Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemistir. “ Bu sözler M. Kemal Atatürk’e ait. En zor zamaninda nice telkinlerle Türk Milletinin basini egemeyenler belki simdi, o zamanlardakinden daha umutlu. Aslinda MHP ve CHP bu açimlar dis kaynakli derken çok da haksiz degildi. Hükümet telkinler üzerine hareket ettigi için, iste sirf bu yüzden toplumun tamaminin güvenini kazanamiyor. Keza bu millet imparatorluklar kurdu, kendi elleriyle yikti ama tekrar kurmasini da bildi. Bu, birçok kez oldugu gibi yine olacaktir. Bu sebeple insanlarimiz ezilmeyi, hor görülmeyi, kukla muamelesi görmeyi ve piyon olarak kullanilmayi hazmedemiyor. Bunlar bana, bize zor geliyor. Güneydoguda ki teröre karsin bundan 5-6 sene öncesine kadar Kürt halkinin tamami terörü ve teröristleri sahiplenmezken, bayraklar açilamazken, sloganlar atilamazken bu gün sayin demeden cümleye baslamak saygisizlik olarak adledilir oldu. Hakkari Belediye Baskani burasi Kürt sehridir ve burada memurdan baska Türk yoktur diyebilir ve belediye mallarina artik Kürtçe olarak “Hakkari Belediyesi” yazabilir oldu.
 
Ermenistan Cumhurbaskani Sarkisyan sinirlar açilmadan iki ülke arasinda yapilacak olan milli maça gelmem diyerek rest çekiyor, Güney Kibris Rum Yönetimi Hristofyas müzakerelere katilmaktan vazgeçerek rest çekiyor, DTP milletvekilleri mitinglerde açikça terörist basi ile müzakere yapilsin diyebiliyor. Hükümet ise bütün bunlara karsin açilim üstüne açilim yapiyor.  Sanki biz, biz degiliz. Kibris’ta zulüm gören, diplomatlari yillarca araliksiz öldürülen, kardesleri Kafkaslar’da katledilen ve 30 yilda teröre 30.000 den fazla vatandasini kurban veren biz degiliz. En hassas konularimizda en ciddi tavizleri vererek varacagimiz yol bizi sadece uçuruma götürür.

Sayin Davutoglu Kibris, Ermeni ve Kürt sorunlarinin çözüldügünü hayal etmemizi istiyor. Güçlü, saygin ve özgüveni olan bir Türkiye için bunu hepimiz hayal ediyoruz. Keza bu sorunlarin tamami dis kaynakli olup, bölgemizde hakimiyet kurmak amaciyla yaratilan sorunlardir. Hepimizin üzerinde bu sorunlara tamamen art niyeti bir kenara birakarak ve tam anlamiyla birbirimize güvenerek yaklasma sorumlulugu var.


Neticede bu sürecin ülkemizin menfaatine yürüyecegi bilinirse, en sert muhalefet yapanlar da dahil olmak üzere ,herkes sürece katilacaktir. Keza basta da ifade etmeye çalistigim gibi süreçte ugranilacak kazalar bizi yaralarken yabancilarin menfaatine hizmet edecektir. Çözüm için ülke içinde ki gerekli güveni kazanmak ise hükümetin görevi, daha geç olmadan… Keza mesele mühim..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.