SON DAKİKA!

TARIM, TÜME VARIM

TARIM, TÜME VARIM


 


            Türkiye nüfusuna her yil bir milyon kisi ekleniyor. Bu gidisle otuz yil sonra nüfusumuz yüz milyonu bulacak gibi. O nedenle bugünden, yüz milyona bakan bir tarim sektörünün simdiden planlanmasi gerekir. Türkiye çöllesmeye karsi savas açarak tarimda; gelecekte kitligini yasayacagimiz ürünlere öncelik vererek, ürün çesitliligine ciddiyetle önem vermelidir.


 


            Türkiye cumhuriyet tarihi boyunca, 87 yilda sanayide 192 kat, hizmet sektöründe 70 kat büyümüs olmasina karsin, tarimda ancak 10 kat büyümüstür. Nüfusa oranlandiginda büyümek bir yana, korkulasi bir küçülme yasanmistir. 70’lerin ortalarina kadar kendi kendine yeten bir ülkeden, disa bagimli bir ülke konumuna terfi ettirilmistir ülkemiz.


 


            12 Eylül darbesinden sonra ise tamamen disa bagimli, çiftçiyi üreticiyi darmadagin eden politikalarla tarim dislanmistir. Ithalata kolaylik saglayan yasa ve kararnamelerle müstahsil, ürünlerini elinden çikaramaz veya yok pahasina tüccara satar hale getirilmistir. Akaryakit ve tohum fiyatlarindaki artis dogru orantili taban fiyatlara yansitilmamis, tarim kooperatiflerinin ve birliklerin içi bosaltilmis, isleyisine ve islerligine müdahale edilmis, tarimsal üretici sahipsiz birakilmistir.


 


            2000’lere kadar variyla yoguyla direnen tarim sektörü, 2000 sonrasinda özellikle 2001 kriziyle yerle bir olmustur. Devletin zerrece desteklemedigi sektör, Türkiye’nin lider oldugu ürünlerde bile çayda, tütünde, findikta, pamukta egemen dünyanin biçtigi role riza göstermistir.


 


            Dolayisiyla tarim sektöründeki gerileyis, hayvancilik sektörünü de birebir etkilemistir. Türkiye bugün çayini, findigini, tütününü gerektigince degerlendiremeyen; bugdayini, sekerini, çayini, çorbasini disaridan temin eden, eti dünyada en pahali yiyen Hint fakiri bir ülke konumuna gelmistir.


 


            Dünyadaki küresellesmeye kosut, devletin gücünü azalta azalta, hatta devleti ve devletçiligi dislayarak, küresellesme karsitlarini çag disi kalmakla suçlayarak bu günlere gelindigini çocuklarimiza ögretmek zorundayiz. Devletin ekonomiden, sanayiden, tarimdan çekilmesini isteyenler, liberal ekonomi dünyada batinca tutustu tutusmasina da, devletçilige dönme nazlanisindalar simdilik.


 


            Tarimda ve hayvanciliktaki bu bitis 80’lerden sonra izlenen yolun yol olmadigini aci bir biçimde ortaya koymustur.


 


            Bugünden ileri, yarinin Lider Türkiye’si için tarimsal desteklemeler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Dogrudan gelir destegi adi altinda gübre ve mazot destegi artirilmalidir. Topraksa toprak, tohumsa tohum, krediyse kredi üst düzeyde elle tutulur tesviklerle tarim sektörü canlandirilmalidir. Çünkü çiftçi üretecek, fabrika isleyecek, genis halk yiginlari yiyecek. Bu çark herkesin bildigi gibi kendini döndürür. Üretim, üretim daha fazla üretim, isin asli budur.


 


            Ayrica dünyanin hiçbir ülkesinde, 3. dünya ülkelerinde bile bizdeki gibi üretimi azalt, üretim yapma diye tesvik verilmez, ödüllendirirken, aslinda onlarin gelecegini yok ettigimizin  ne zaman farkina varacagiz. Insani topragina tohum serpmedigi için ödüllendirme olur mu hiç. Bu ödül aslinda onlarin gelecegini ipotek altina alma, bir nevi cezalandirma degil de nedir. Çocuklarimizin gelecekte açliga mahkumlugu degil de nedir.


 


            Bir bakmisiz yüz milyon olmusuz, Unu, yagi, sekeri olmayan koskoca bir ülke. Tarimi bitik, hayvanciligi sifir, ekonomisi hak getire, sanayisi ithal ikame, tekstili kotali ve hala AB kapisinda. Helvamizi kim kavuracak, biz görmeyiz belki o günleri ama ya çocuklarimiz…


 


             


 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.