SON DAKİKA!

Turizm Bilinci

Dogukaradeniz Bölgesi, yesil ile mavinin birlestigi yer. Doga güzellikleriyle yöreye gelen yerli  ve yabanci turistleri memnun birakan cografyadan Dogukaradeniz Bölgesi girisi olan Giresun, memnuniyetin nimetlerinden ne kadarini aliyor: Kocaman siyah bir çizgi yesil ile mavi arasina!


Bölgenin diger sahil sehirlerine baktigimizda: Artvin, geleneksel festivalleri, rafting, doga yürüyüsleri, Kaçkar Daglarinin uzantilarina tirmanis; Rize yine rafting, Kaçkar Daglarinin nimetlerinden en iyi yararlanan sehir; Trabzon, Ortodokslarin kalintilari, yayla turizmi ve dogal güzellikleri… Gelelim Dogukaradeniz Bölümünün ilk sehri  Giresun’a. Hiç dikkatinizi çekti mi Dogukaradeniz Bölgesine tur düzenleyen sirketler Giresun’da nereye gidiyorlar: Kale, kale, kale…  Ada, ilçelerdeki kaleler, yaylalar, tarihi yapilar vb yerlere nedense gidilmiyor!


Uzungöl’e gittigimizde orda yasli bir amca ile karsilastik, selam hos pes ettikten sonra amca bize Uzungöl’ü anlatmaya basladi. Amca uzun yillara Almanya’da çalistiktan sonra memleketine gelmis. Uzungöl’e ilk ciddi tesisi kendisinin açtigini belirtiyor. Önceden sadece Trabzon’un içenlerinin ziyaret ettigi bir yer oldugunu söylüyor Uzungöl için. Oglum diyor buraya diyor ahsaptan bir yer yaptim, gelenlere yatak imkani sagladim, agaç köklerinden masa, avize yaptim daha bir çok dekor yaptim… amca siraliyor. Köylüden koyun, pancar, süt, bal, yag, peynir aldim, köylüleri de bu ise hevesli ettim. Zamanla gazetelere ve radyolara reklam verdim, taninmis esi dostu agirladim. Uzungöle gelenler artmaya basladi, oteller, kasaplar, derken valilik buraya el atti. Daha düzenli çalisilmaya baslanildi ve bugünlere geldik diyor. Rize’ye  gittigimizde ise köylüler köylerinde gezenleri çok iyi bir sekilde agirliyor ve yaylalarini ellerinden geldikçe tanitmaya çalisiyorlar.


 


Failk Karakiliç, Mustafa Aydin, Ipek Çavusoglu, adini hatirlayamadigim bir arkadas ve ben 9.00 da Yildiz Köyünden yürüyüse basladik, ilk istikamet Çal Köyü. Gerçekten güzel yerler, 30 m’ lik bir selale ve selalenin üzerinde ahsap bir köprü, yine Giresun’un mimari kültürünün eserleri… Yesilkaya Köyüne dogru gidiyoruz subat ayi Mustafa abi bir evin senliginde kelem görüyor ve biçakla beraber keleme saldiriyor. Yüz metre yürümeden bir evden önce bir adam ardinda 13 kisi daha çikiyor. Ilk çikan adam bize kimlik soruyor. Kimsiniz nesiniz ne geziyorsunuz? Neyse tanismamiz fazla uzun sürmüyor; ama tanisana kadar her türlü killigi yapiyor. Yesilkaya’ya geldigimizde rahmetli Mustafa Dag’i ariyoruz, onlar da Elmatepe’de yürüyorlarmis. Biz yürüyüsümüzü Egriambar Köyünde tamamliyoruz.


Bir baska olay, Giresun tanitim kataloglarina son yillarda giren gölü ve kütük evleriyle daglarin arasinda hos görünen  Gölyani Obasina giderken yasiyoruz.  Bir aralik gününde 5 kisi yola koyulduk. Obaya en yakin köyden, yanlis hatirlamiyorsam Derindere Köyü, yürüyüsümüze basladik. Doga çok hosumuza gitti. Köy Giresun’a özgü dokusunu yitirmemis; kütük evler, serentiler, firinlar, merekler, çötenler, sira sira firaktilar, peyler… köye henüz beton girmemis. Obanin yeri bilmedigimiz için rotamizi köylülere onaylatmayi düsünüyoruz. Köylülerin cevabi siz kimsiniz, niye geldiniz, ne yapacaksiniz? Gerçegi söyleyiniz. Obaya gidecegimizi köylülere inandirdik, bu sefer de “Karakis ayinda buralarda yürünür mü?” Siz ne amaçla geldiniz?  Obaya çiktik. Fotograflardaki o güzelligi buz tutmus halde gördük, hartama örtülü yayla evleri rüzgara meydan okuyorlardi.


Geri döndügümüzde ise köylüler “Bunlar bir isler karistirdi hadi hayirlisi!” diyerekten söylenmeye devam ediyorlardi.


Gezdigimiz yerlerde buna benzer tepkilerle karsilasiyoruz. Kendini tanittigin halde köylü bir sey aramaya kalkiyorsa yayla turizminin bilincinde degildir. Bilinçli bir halk olmadan Giresun’un marka sehir olmasi uzak olacaktir.


Turizm, Giresun’un en büyük gelir kaynagi olacak diyoruz ama halk olarak bunu ne kadar istiyoruz ya da halkimizi bu istege ne kadar katiyoruz?


Hartama: Agaçtan yapilan çati kaplamasi.


Merek: Ot ve samanin saklandigi yer.


Çöten: Misir saklamak amaciyla 4 ayak üzerine insa edilen küçük yapi.


Serenti: 4-6-8 ayak üzerine yapilan saklama deposu görevi gören insa.


Firakti: Siriklarinin yanlamasina çakildigi çit.


Pey: Tastan örülen duvar.


Kelem: Pancarin kökü.


 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.