SON DAKİKA!

Kunduzlar ve Sözlü Anlatim Gelenegi

Çocuklugumda yaz tatillerim Akçakisla Köyü nde geçti. Kirsal hayati ve köy yasamini tüm yönleriyle çok iyi bilirim. Ayni zamanda, köy odalarinda dile getirilen sözlü anlatim gelenegini ve Anadolu halk edebiyatini yakindan tanirim.
Bizler küçükken, köyümüzün içerisinden geçen ve yörede “Öz” adi verilen (Orta Asya Türkçe sindeki, akarsu anlamina gelen “Ögüz” kelimesinin farkli bir söylenisi oldugunu yillar sonra ögrendigim,) Kaldirak Irmagi nda oynar ve yüzerdik. Irmagin suyu o zamanlar boldu.

Bazi aksam üzerleri bir çocuk bagirmasi duyulurdu: “SU ITLERI GELDIIIII!…”. Bunu duyan biz çocuklar da su itlerini izlemek için irmagin kenarina kosardik.

Eve dönünce babaannem kendi kendine söylenirdi: “Eskiden su itleri Öz ün içinde hoplasirlardi. Simdi çoluk çocuk, su itleri geldi diye seviniyor da izlemeye gidiyor; gördük diye seviniyor. Su itleri de kayboldu…” Babannem hem hakli idi hem de yaniliyordu. Hakliydi, çünkü: Su itleri onun gençlik yillarina kiyasla gerçekten kaybolmuslardi. Yaniliyordu; çünkü daha bütünüyle yitip gitmemislerdi. Peki simdi durum ne? Ben su itlerini izlemeye giden ve onlari gören son neslin bir ferdi olarak kaldim. Simdi köy çocuklarina “Su Iti”ni sordugunuzda saskin saskin bakiyorlar yüzünüze… Tanimiyorlar o hayvani. Varligindan bile habersizler. Çünkü yok oldular bu sevimli hayvanlar; belki de çok az kalan nüfuslari ile insan elinin degmedigi sinirli alanlara çekildiler.

Öz e kirli atik sular baglandi. Basit bir agla bir gecede çekilen baligin 3 evi doyurdugu sularda balik kalmadi. Su da kalmadi ya… (Belki abartiyorum ama o koca irmak bir dere kadar ufaldi.)

Ben ise “Su Iti”nin aslinda “kunduz” oldugunu ise 15 yil sonra ögrendim.

Ne istedi insanoglu bu zavalli hayvanlardan? Su itlerinden ne istedik? Ben cevabi bilmiyorum.

***

Anadolu sözlü anlatim gelenegini yakindan tanidim kendi köyümüzde ve çevre köylerde… Eskiden kis günlerinde, köy toplulugunun ortak mali olan köy odalarinda ocagin etrafinda günlerce, hatta haftalarca süren masalsi öyküler anlatilirdi. Bunlar teknolojinin henüz gelismemis oldugu dönemlerde dizi filmlerin, arkasi yarinlarin yerini tutardi. Ben, çocukluk yillarimda bu sözlü anlatim geleneginin son örneklerine tanik olma firsatini yakaladim.

Kaldirak Irmagi ve orada yasayan su itleri (kunduzlar) için ve de tipki kunduzlar gibi dogal yasamin bir parçasi olan ve yitip giden Anadolu sözlü anlatim gelenegi için yapilabilecek birseyler varsa yardimci olabilmek adina elimden geleni yapmaya çalisiyorum.

Çünkü dogayi kaybetmek, gelecegimizi kaybetmek demektir.
Ögr.Gör. Deniz Karakurt

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.