SON DAKİKA!

Öp Bakayim Hocanin Elini

Elazig dogumlu Osman Metin Öztürk ile Giresun’lu hemsehrimiz Ahmet Gürsoy’un, dogum tarihlerini karsilastirdim da…. Ne tesadüftür ki,  her ikisi de ayni yil içinde, yani 1956’da dünyaya gelmisler…
Osman Metin Öztürk, akademik alanda kariyer yapip; 1988’de Doktor, 1995’de Doçent, 2001’de Profesör ünvanini almistir… Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, bugün de halen  Giresun Üniversitesi Rektörü’dür… Yabanci dili Ingilizce’dir….
Simdi tekrar geriye dönüp, bakalim bizim Ahmet Gürsoy’a… Ohooooo! Arada daglar kadar fark var!
Yani, akademik alanda hep sinifta kalmis…Yerinde sayiyor… Akademik kariyer SIFIR noktasinda. Bir karis ilerleme yok…
*   *    *
Sayin Öztürk, kendi akademik ünvanlarini tek tek  SAYDIRIP; “Ahmet Gürsoy, gel öp bakayim Hoca’nin elini!” dese… Gikini çikarmadan öpmek zorunda… Bir kere de degil, her defasinda  en az 3 – 5 kez öpmek zorunda…
“Gel elime, ayagima  su dök!” dese… Gikini çikarmadan dökmek zorunda…
“Bana esas durusunu göster!” dese… Gikini çikarmadan esas durusunu göstermek zorunda…
 

Öztürk Hoca, Kara Harp Okulu Ögretim Üyeligi’ni (1978-1984) konusturup, “Rahat! Hazirol! Yat! Kalk! Tekrar yat!  Sinav çek! Sürün!” dese… Gikini çikarmadan yapmak zorunda…
Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Öztürk’ün karsisinda; Ahmet Gürsoy, ceketinin dügmelerini kapatip, emir almaksizin otomatikman  hazirol vaziyetinde, durmak zorunda…
Rektör, Prof. Dr. Osman Metin Öztürk, teftise, denetlemeye gittigi zamanlarda;  Ahmet Gürsoy, disarida hazirolda bekleyip karsilamak, makam araci geldiginde de kapisini açmak zorunda…
Rektör, “Okulda isler nasil gidiyor? Ne yaptin? Ne yapiyorsun? Ne yapacaksin?” diye sordugunda; Gürsoy, hesap vermek zorunda…
Prof. Dr. Osman Metin Öztürk; Ahmet Gürsoy’u karsisina oturtup, her zaman ders verebilir. Hatta kulagini bile çekebilir…
Prof. Dr. Öztürk, “Ahmet Gürsoy, benden övgüyle sözeden bir KOMPOZISYON YAZIP GETIR!” diye emredip talimatlandirsa;  Gürsoy’un karsi çikma sansi yoktur…
Prof. Dr. Öztürk; Gürsoy’a, firça üstüne firça atip, çocuk gibi azarlayabilir… Gürsoy, gikini çikaramaz…
Daha SAYDIRALIM  mi?!
Neyse, simdilik bu kadar yeter…
*    *   *
Yasit, akran olduklarina göre; olaya bir de Ahmet Gürsoy cebhesinden bakalim:
Bu SAYDIRDIKLARIMIZIN, SAYDIKLARIMIZIN  HIÇ BIRINI… Ahmet Gürsoy;  Rektör, Prof. Dr. Osman Metin Öztürk’e, ASLA ve ASLA YAPTIRAMAZ….
Her ne kadar AYNI YASTA olsalar da, akademik kariyeri, ünvani yetmiyor çünkü. Bu saatten sonra da yetmesi, yetismesi de  mümkün degil… Gürsoy için artik çok geç…
*    *    *
Ben ise, 1966’liyim ve her ikisinden 10 yas küçügüm.
Allah’tan; el öpmek, emir almak, esas durusta beklemek gibi bir yükümlülügüm  yok…
Simdi ben buradan Sayin Rektör’e sesleniyorum:
Sayin Hocam, senin su Espiye’de GÖREVLI,  tembel,  simarik  çizmeyi  asmis, ne yaptiginin farkinda olmayan  bir ÖGRENCIN,  bir TALEBEN  var.
O TALEBEN’IN kulagini çekiver azcik. O çok kasindi, kasiniyor…O’nu biraz kasiyiver…
O’na önce, “Adam gibi adam” olmayi… O’na, “BEN NE OLDUM DEGIL; BEN OLACAGIM?!” deyip; basini iki elinin arasina alip, DÜSÜNMEYI  ögretiniz HOCAM…
O’na, en az kendiniz kadar ALÇAK GÖNÜLLÜLÜGÜ, MÜTEVAZI OLMAYI, KIBIRLENMEMEYI ÖGRETIN; Osman Metin Öztürk HOCAM…
Evet, aynen öyle HOCAM…
ETI SENIN, KEMIGI BENIM!
*    *    *
SANA gelince Sayin Ahmet Gürsoy! YASITSINIZ..Sen de 1956 dogumlusun,; Sayin Osman Metin Öztürk de…
Simdi, ÖP BAKAYIM HOCA’NIN ELINI!
       Bir daha, bir daha, bir daha.. ÖP!
BILEGIN, YÜREGIN YETIYORSA; ÖPME DE GÖRELIM!
*    *    *
BANA gelince Bay Gürsoy… Araci kullanip, sahsima karsi; “Sen nesin? Kimsin? Neyin nesisin? Sana o kalemi kim verdi?” diye sorduracagina….Bu tür sorulari sen kendin, kendine soruver:
“- Ben niye Üniversite Ögretim ÜYESI, Dr., Yard. Doç., Doç., Prof.; Dekan Yard., Dekan, Rektör Yard., Rektör olamadim?” diye kendine SOR da SOR…
Senin akranin, senin yasitin; akademik kariyerler elde etmis, “Rektör”lük mertebesine erismis! Sen ise BENIM HESABIMI, BENIM MUHASEBEMI YAPIP, bos bos vakit öldürmekle mesgulsün!
Sen benim hesabimi yapacagina; kendi asli isine bak! Devletin sana ödegi maasin hakkini ver!
Sen bize, kendince gazetecilik dersi vermeye kalkisacagina… Kendini asip gelistir; birazcik olsun yabanci dil ögren! Ama nerde sende o kafa?
Sen birak benim 15 yil önceki Adli Sicil Kaydimi, sabikami tartismayi…
SEN; KENDI AKADEMIK SICILI’ne BAK!
AKADEMIK KARIYER, UNVAN;  SIFIR. ELDE VAR SIFIR. BOMBOS…
Yazik. Hem de çok yazik. Yazik oldugu kadar; son derece üzüntü verici…
 

*    *    *
Bana bak Bay’im! Beni iyi dinle:
Bir daha bana satasirsan!… Bir daha sahsima karsi saçma sapan zirvalarsan!…
Ne olur biliyor musun?!
Az önce sana Hoca’nin elini öptürmüstüm.
Bir dahaki sefere sana, “HOCA’nin CÜBBESINI ÖPTÜRÜRÜM!”
BILEGIN, YÜREGIN, AKADEMIK  KARIYERIN  YETIYORSA; ÖPME DE GÖRELIM!
Haddini bil! Otur, oturdugun yerde!
Daha fazla attirma kafamin tasini!
Anlasildi mi?!
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.